ROMA

 

 

Ana Sayfa
Roma
 
Roma
   
  Paris Hakkında Herşey
PARİS
  Roma Menü   Tarihçe
    Roma ana sayfa
    Tarihçe
    Müzeler
    Anıtlar
    Fotoğraflarla Roma
    Ulaşım, Online bilet
    Roma metrosu
    Barlar, Diskolar
    Kafeler, Restoranlar
    Eğlence ve Alış-veriş
    Gitmeden önce
    İlgili web adresleri
    Havalimanları
    Önemli telefonlar
    Vize ve Konsolosluk

Merhaba Roma » Tarihçe
Roma Tarihçe


Roma'nın Tarihçesi

Roma şehrinin tarihi Palatino tepesinde M.O. 8. yüzyılda köylülerin ve çobanların kurduğu ilk yerleşmelerle başlar. Buranın yerli halkı da dillerini Latinlerden almış, Jupiter, Mars ve Quirinus gibi Latin tanrıları için şehir merkezine tapınaklar inşa etmişlerdir. Roma kelimesinin anlamı; “Nehrin Şehri” ya da “Ruma’nın şehri”dir. Ruma; Etrusk ailesine ait demektir. Monarşi döneminden sonra MO.509’da Cumhuriyet dönemine geçilir. Uzun suren cumhuriyet döneminde gerçek bir demokrasi Roma’ya hakim olmuştur. Halkın elçileri mahkemeleri oluşturan halk sınıfı, toprak sahipleri ile halk arasında bir eşitlik ortamı yaratılmıştır. M.O. 4.yy’da Roma bütün Lazio bölgesini ve Italya’nın birçok bölgesini kontrol altına almıştı. Bunların arasında birçok italik toplum ve Etrusk medeniyeti de bulunmakta idi. Aynı zamanda Galliler ve Yunanlılar da silahlarını Romalılara teslim etmişlerdi. M.O.270’de Roma bütün Italya’yı kontrol altında tutuyordu. 201’de Roma Cumhuriyeti Kartaca savaşları ile bütün Akdeniz’i ele geçirmişti. Roma’nın sınırları böylece doğuda Büyük İskenderin krallığına kadar uzanıyordu. Batıda ise Galler ve İspanyol toplumlarını kendine bağlıyordu. (Sezar Donemi)

Bu noktada Roma Cumhuriyetten İmparatorluğa geçiş dönemine girer. İmparatorluk ilk önceleri Senato'dan gönüllü halk tarafından kontrol edilen yargı organları tarafından yönetiliyordu. Ancak bu yönetim bir süre sonra yerini dikta ve askeri rejime bırakmıştır. Sınırları çok genişlemiş olan Roma gücünü kaybetmektedir. Şehir, politik merkez olmaktan çıkmış, Senato artık Roma'da yaşamamaktadır. Barbarların işgallerinden sonra düşüş, doruk noktasına ulaşmış, ancak şehir manevi gücünü asla kaybetmemiştir. Bu bilinç onu dünyanın merkezi kılmakta idi.

Hıristiyanlık merkezi olmasıyla dünya'nın merkezi olduğu gerçeği pekişmekteydi. 4.yy'ın sonunda Bizans İmparator'luğunun başkenti Ravenna'da kurulur. 6.yy'da Roma, Papa'nın sayesinde eski önemini tekrar kazanır. Bu yıllar tarihi Franco Caralingo İmparator'luğu ile aynı yıllara rastlayacak ve İmparator Carlo Magno, Roma'da kraliyet tacını takacaktır. Bundan sonra bütün diğer Katolik imparatorlar Roma'da kutsanacaklardır. Şehir , 1144'de bağımsızlığını ilan eder. Bu donemde Papa ve yerel güçler (feodal aileler) şehre hakim olmaya çalışırlar. Aralarında çıkan savaşlar sonunda Papa 14.yy'da Avinione'ye taşınmakta ve şehir halk güçleri tarafından yönetilmektedir. 1 yy. sonra olay tam tersine döner; Papa Roma'ya dönerek şehri kontrol altına alır. Bu dönem şüphesiz şehir için önemli bir dönemdir. Stato Ponificio'nun başkenti olan bu dönemde Roma'nın sanat ve kültür hayatı yeniden canlanır.

Bu yüzyıllar boyunca Roma'nın meşhur olan liderleri: Galleri ve Mısırı ele geçiren Julius Caesar (Giulio Cesare), M.S. 64'de bir çok kasabayı yakan Nerone (Neron), Augustus (Augusto), Trajan (Traiano), Hadrian (Adriano)

Daha sonraki dönemlerde Roma politik olarak gücünü kaybetse de sanat, kültür ve ticaret alanlarında gelişmeye devam eder. Bu durum 18.yy. fransız devrimine kadar devam eder. Daha sonra Papa gücünü yavaş yavaş kaybeder. Böylece, şehir halkın yönetimine geçer ve sonunda cumhuriyet kurulur.

Roma Anayasası Tarihi

Roma uygarlığının, geçmişten günümüze kadar yaşamış olduğu tecrübenin en önemli ürünü insan hakları olmuştur. İnsan hakları kanunu sadece çıktığı donemde değil ayni zamanda günümüze kadar gecen sürede önemini korumuş ve bütün gelişmiş ülkelerin anayasasının temelini oluşturmuştur. İnsan haklarını daha ayrıntılı anlamak için tarihi 4 bölüme ayırabiliriz.

  1. Arkaik Dönem (M.O. 754 - M.O. 367): 754'de Romanın kurulmasından 367'deki Leges Liciniae Sextiae (12 levha kanunu)'nun ilanına kadar olan dönemi kapsamaktadır. Bu dönemde henüz insan haklarından bahsetmek mümkün değildi. Yedi tepe üzerine yerleşmiş aileler ve liderleri olan Patres (Baba)'lar birleşerek bir rex (lider) altında toplanmaya karar verirler. Bu aileler ayni zamanda toprak sahibi olup Roma vatandaşı idiler. 367'de Plebei (yönetilen sınıf)'lere de seçme ve seçilme hakkını veren 12 levha kanunları kaleme alınmıştır.

  2. Klasik Donem Öncesi (M.O. 367 - M.O. 27): Bu donem birinci Cumhuriyet donemidir. Bu dönemde üç farklı meclis bulunmaktaydı:

    • Magistrature (Kanun Çıkaran Meclis)
    • Asemble Popolari (Halk Meclisi)
    • Senato (Yaşlı ve tecrübeli kişilerin bulunduğu ve en son kararın verildiği meclis)

  3. Klasik Donem (M.O. 1.yy'in sonu - M.S. 3.yy'ın sonu): Bu dönemin en önemli olayı, Antonio Caracalla'nin M.S. 212'de Roma'da yaşayan insanların hepsine vatandaşlık belgesi vermesidir. Yine aynı dönemde, yargı alanında büyük değisiklikler yapılmıs, bu döneme kadar sadece tek olan yargıç sayısı ikiye çıkartılarak yabancıların da hakları korunmaya başlanmıştır. Böylelikle sivil yaşamda büyük gelişmeler yaşanmıştır.

  4. Klasik donem Sonrası (M.S.284-305 Imp. Diocleziano dönemi ile M.S.527-565 Imp. Giustiniano donemi): Bu dönemde hem insan hakları, hem 12 levha kanunları, hem de diğer kanunları bir kenara koyan Roma, yeniden, ağzından çıkan sözlerin kanun olarak kabul edildiği tek bir imparator tarafından yönetilme biçimi olan Monarşiye geri döner.

Roma'da Mimari ve Sanatın Gelişimi

Roma sanatı , 1.yy'a kadar Etrusk ve Yunan sanatının bir sentezi olup kendine özgü bir özelliğe sahip değildi. Roma'nin kendine has sanatının ilk örneğini ancak M.S. 2.yy'da görmekteyiz. Bu dönemdeki sanat eserleri, estetiğe önem vermeyen fakat daha cok, rahatlıkla kullanılabilir eserlerdir. Cumhuriyet döneminde, daha cok ihtiyaçtan ötürü büyük binalar yapmaya başlamışlardır. Buna en önemli örnek Tabularium'dur; Kanun ve anlaşmaların saklandığı buyuk bir arşiv binası. Binaları yaparken aynı zamanda kullinılacak malzemenin özelliği, dayanıklilığı ve kullanışlılığına önem vermekteydiler. Yunanlıların mermerinden farklı olarak Romalılar, tuf ve opus caementicium (malta ve taş karışımı bir çesit harç) kullanmışlardır.

Roma önceleri Palatino tepesi üzerinde gelişen mimari daha sonra etrafında bulunan diğer tepelere dogru genişliyor. 4.yy'da Servius Surları daha sonra da Aurelius surları inşa ediliyor. Cumhuriyet döneminde şehir dokusu köklu ve hızlı bir şekilde gelişiyor. Bu dönemde Cloca Massima ve Basilica Emilia Foro Romano içerisinde inşa ediliyor. Imp.luk döneminde Foro Imperiale, Basilica Giulia, Colonna Traiana, Marco Aurelio'un heykeli, Arco di Tito, Septimo Severo, Panteon, Colosseo, Neron sehir alani, Traenei Pazari, Caracalla ve Diocleziono Termali kurulur.

64 ve 80'li yıllardaki yangınlardan sonra şehir tekrar imar ediliyor. 2.yy'da Roma'nin nufusu 1 milyona varıyor. 3.yy ile birlikte düşüş dönemi başlıyor. 4.yy yeraltı mezarları, Santa Pudensiana, S.S. Cosma ve Damiana mozaikleri dönemin en önemli eserleridir. M.O. 5.yy'dan beri şehrin, kültürel, siyasi ve sosyal merkezi olan bölgede inşa edilen Roma forumlarının birincisi, M.Ö. 1.yy'da Giulius Cesare'nin yapmış olduğu Lulium Forumu'dur. Ondan sonra gelen imparatorlar da sirasıyla Foro di Augusto, Foro di Vespasiano, Foro di Traiano forumlarını inşa etmişlerdir. O dönemin şehir ve planlama mühendisleri, tipik bir roma şehrinin ilk gelişmiş modelini (Il Catrum) çıkartmışlardır. Romalıların bir başka mimari yapısı, Etrusk ve Yunan ornelerinden esinlenip geliştirilirek yapılmış Roma Tapınakları (Tempio Romano)'dir.

Roma tapınaklarının diğerlerine göre en onemli farkı; dini tören ve kutlamaların rahatlıkla yapılabilmesi için tapınak girişinin onu yükseltilip çok geniş bir meydan oluşturlmasıdır. Ayrıca bu meydana değisik fonksiyonlu binalar yerleştirilmiştir. Bu çesit tapınağa verilebilecek en önemli örnek, bugün tamamen hasara ugramış Tempio di Giove'dir. Verilbilecek diğer örnekler ise; Tempio della Fortuna Virile (Virile Sans Tapinagi), Tempio di Ercole (Herkul Tapinagi), Tempio di Pola (Pola Tapinagi), Tempio di Vesta (Vesta Tapinagi)'dır.

Roma'daki büyğk anıtsal yapıların yapılması, cadde ve meydanların inşaası ile birlikte gerçekleştirilirdi. Roma'da yapılan bir başka anıtsal yapı Il Teatro (Tiyatro)'dur. Roma tiyatrolarının en önemli özelliği, hiç bir tepe veya yamac desteği kullanılmadan, düz bir alan üzerinden kemerlerin desteği ile inşa edilmiş olmasıdır. Roma döneminde yapılan ilk tiyatro Teatro Pompeo'dir.
Daha sonra Teatro Marcello ve L'Anfiteatro Flavio inşa edilmiştir. Roma halk yaşamında en cok yer tutan binalardan birisi de Bazilikadir. Bazilikalar, bugünkü adliye ve idari binaların yerini alırlar. Genellikle dikdörtgen biçiminde yapılır, iç tarafı tek sıra sütun ile çevrilmiştir. Zamanla bu mimari özellik değişikliğe ugramis ve bazilikanın uzun kenarlarından birinin tam ortasına bir apsis yerleştirilmiş ve dolayısıyla ana kenarlarda da sütun sayısı azaltılmıştır. En önemli Bazilikalar; La Basilica di Massenzio, La Basilica di Pompei (M.Ö. 2yy.)

Romalıların yaşadıkları meskenler, değisik ailelerin prestijinin bir aynasıydı. Bunun en guzel örneklerinden olan Villalar, önceleri tarım ile uğraşan insanlarin islerini yuruttugu bir yer olarak kullanilirken, zamanla, hem bir ticarethane hem de mesken olarak kullanilmislardir. Su ana kadar yapilan kazilarda ele gecen roma donemi villalarindan en onemli ornek; Ercolano kasabasindaki Villa dei Papiri'dir. Sehir merkezinin disinda kurulan villalarin en onemli ozelligi sehirdeki evlerin tam aksine oldukca buyuk alana insa edilmesi dolayisiyla istenildigi kadar hizmetli, hayvan barindirilip, her cesit meyve ve sebze yetistilebilmesidir. Iki bolumden olusan villalarin bir bolomu la pars rustica olarak adlandirilir ve hizmecilerin kaldigi, hayvanlarin barindigi, depolarin buludugu bolumdur. Ikinci bolum ise la pars urbana isminin verildigi aile bireylerinin yasadigi yerdir.

Acik alanlarin bolugu pazar (mercato)fikrinin dogmasina sebep olmustur. Onceleri, Forum'un bir parcasi olan mercato yani pazar yeri, M.S. 117'de Imparator Traiano tarafindan, ortasindan gecen uzun bir cadde ile ayrilan dort katli iki bina insa edilerek otonom yani sadece ticaret yapilan bir yer haline getirilmistir.

L'Aqcuadotto (su kemeri), romalilarin hayatinda cok onemli yer tutan en onemli mimari yapilarindan birisidir. Dagdaki su kaynagindan sehir merkezine, daha sonra da her bir eve ulastirmak icin yapilan su kemerlerinin ilk ornegi M.O. 312'de yapilan l'Aqcua Appia'dir. Romali muhendislerin bir baska dehasi ise kullanilan suyun sehir disina aktarilmasi icin yapmis olduklari Cloaca Maxima olarak adlandirdiklari lagim sistemidir.

Roma mimarisinin onuru diyebilecegimiz Anitsal Kemerler veya Zafer Taklari, unlu aileleri veya kisileri anma torenleri icin yapilmis anitlardir. Bunlarin ilk ornekleri M.O. 2.yy'da yapilmasina ragman cumhuriyet doneminde ve hatta imparatorluk doneminde de belirli meydanlara dikilmistir. En unlu Anitsal Kemerler; Tito, Settimio Severo ve Costantino'ninkilerdir.

Heykeltraslik alaninda yunan sanatini taklit ederek gelistiren Romalilar hem rolyef hem de heykel alninda bir cok eser birakmislardir. En unlu rolyefli anitlar; M.O. 1yy'da yapilan l'Ara Pacis Augutae, 35m yuksekliginde, 6m temel kaidesi olan Colonna Traiano (Traiano sutunu)'dir.

Gotik donemde (Orta cag) nufusu 50.000'e dusen Roma'da sanat buyuk bir krize giriyor. Palecristiana doneminde Santa Maria Maggiore,
Santa Sabine ve San Clemente ilk olarak insa edilir. 9.yy'da sehri Saraceniler, 1084'de de Nomandiya'li barbarlar ele geciriyorlar. 10.-11 ve 12.yy'larda sehir kulturel alanlarda uyanmaya basliyor. (San Clemente, Santa Maria in Trastevere ve San Crisogono insa ediliyor.) (Roma donemi mimarisi ; basit, sade, satafatsiz, mistik mimari). Roma stili zamanla yerini gotik stiline birakiyor (Santa Maria Sopra Minerva, San Paolo, Santa Cecilia kiliseleri insa edliyor)(Gotik mimari ; o donemin kaotik ruh halini ifade eden gizemli ve karmasik mimari).

Monte Ficoi'nun Avinio'dan donusu ile birlikte Roma tekrar sanat ve ticaret merkezi oluyor. 1400'den sonra ronesans doneminden sonra bir cok unlu sanatci Vatican ile birlikte calismaktadir. (San Pietro, Vatikan Sapel'inin Kubbesi, 4.Sisto ve 4. Innocenzo'nun bronz mezarlari Antonio del Paladio tarafindan yapiliyor,Venedik ve Cancelleria Saraylari insa ediliyor). 1500 ile birlikte Roma antik kaput mondo kimligini tekrar buluyor. Ronesansin bas aktorleri , Raffaello, Michelangelo, Bramante, Giulio Romano, Baldasorre Peruzzi, San Gallo gibi sanatcilar bir cok sanat eseri olarak kiliseler, meydanlar saraylar, yollar yaratiyorlar. 1600 ve 1700 yillarda bu mutlu donem devam ediyor; Coracci (Galeria Farnese),Guido Regni, Il Guercino ancak oncelikle Baromini ve Bernini Roma icin calisirlar.

 


İletişim / Telif hakları
  Tüm Merhaba Projeleri: Paris - Amsterdam - Roma - Venedik
 

  MerhabaRoma.com'un tüm içeriği editörlerimiz tarafından hazırlanmakta olup, sitede yer alan metin ve görsel öğelerin tüm hakları saklıdır, izinsiz kullanılamaz. © Copyright 2004 - 2015